Doktorum stresle mücadele etmem için elimde suyla dolaşmamı ve
her sinirlendiğimde biraz su içip, ondan sonra kararlar alıp, harekete
geçmemin daha iyi olacağını söyledi. Bende artık bir bardak suyla
geziyorum.
Doktorum "yanına su al" dedi ama bu su işi beni
komik durumlara sokar oldu. Biraz eskilerden kalan birisiyim galiba.
Şişeden ya da plastik bardaktan su içemiyorum. İlla yanımda cam bardak
olacak. Cam bardak bu cepte de taşınmaz ki. Ben de mecburen elimde cam
bir bardakla gezer, yaşar oldum. Yanımda bardakla gezmemi aslında
doktorum istedi düşünme zamanını elde etmeme yardım ediyor. Önce
çantamdan şişeyi çıkartıyorum. Elimdeki bardağı biraz suyla çalkalayıp,
ondan sonra su koyup içiyorum. Yani tam da doktorumun istediği gibi
olayı hazmedip ondan sonra yaşıyorum. Ama işler her zaman da bu kadar
olumlu ilerlemiyor. Öyle haberler öyle kararlarla karşılaşıyorum ki,
artık bir silahın patlaması gerektiğine olan inancım biraz daha artıyor.
Hedefim belli, suçu belli, karar belli. Tek gereken gez-göz-arpacık ve
karar. Kararı vermemek için kendimi çok zorluyorum. Arpacık karşımda
duruyor görüyorum. Namlu bana bakıyor, her hareketimi takip eden bir göz
gibi beni izliyor. O göz beni hiç yalnız bırakmıyor, izliyor,
terliyor. Teri silaha damlıyor, kabzadan akarak eline geliyor.
Görüyorum ama o beni izlemeye devam ediyor. Eli titriyor, yoruluyor ama
pes etmiyor. Hep benim kararımı bekliyor. "Vur" dersem, vuracak ve bu
iş bitecek. Şişeyi çantamdan çıkartıyorum, bardağıma biraz su
koyuyorum. Bardağımı çalkalayıp temizledikten sonra tekrar su
koyuyorum, içiyorum ve bardağı her masaya koyuşumda elime her seferinde
biraz daha derin işleyen barağın şeklini görüyorum. Her seferinde
biraz daha derine doğru detaylanıyor. Sabrediyorum. Son gün gelecek,
biliyorum. Sabrediyorum, bitsin istiyorum ama sonu gelmeyecek
biliyorum, bitiremiyorum. Ve o gün geldi…
Elim kanıyor kan
benim kanım benim bedenimden akıyor hissediyorum. Elim kanlı ama
bardağım hala sağlam ve masada. Göğsümden akan ılık bir şeyler var,
içimden sıcak bir şeyler hissediyorum. Ve artık beni izlemeyen bir göz
gidiyor, görüyorum.
İlk yazım tarihi: 26 Nisan 2011 Salı, 22:21
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder