İnsanoğlu topraktan geldi, toprağa gider. Derler ki, gerçekten
de öyledir. Her bedenin kaçamayacağı kaderidir toprak olmak. İnsanın
toprak olması için ölmesi gerekir; ya insan ölmezse?
Uzun süredir bekliyorum onu. Bilmiyorum gelecek mi, bilmiyorum
hatırlıyor mu beni? Kaç zaman oldu unutmuş mudur beni? Yıllar önce bir
gün geleceği için şans dilediğimde "nasıl söz o?" demişti. Sanki
geleceğimde yer almayacak gibi konuşuyorsun." demişti ve " ben senin
geleceğimde yer almanı istiyorum, yok bundan sonra böyle konuşmalar."
diyecek kadar cesurdu. Gelecek geldi ben gelecekteydim ya, o gelecek
miydi? Çok beklemiştim ve her bekleyişim meyve vermeye duran bir ağaç
ağırlığında son bulmuştu ama ne beklemekten ne de, her bekleyiş sonunda
mutlulukla karşılamaktan bıkmamıştım. Ama bugün gelmedi. Dün, önceki
gün... Bilmem ne zamandır gelmezdi. Gelecek miydi bilmezdim ama
beklerdim. Ve geldi... Bu gözleri her görüşümde nedendir bilmem hala
kaplar içimi bir heyecan.
O gözleri... Bir zamanlar
kısacık olan uzamış saçları... Aradan zaman geçti geçmesine ama onun
yüzü hala aynı, yaşlanmamış hala o günkü gibi. Ama neden, neden ağlıyor
her gelişinde? Anladım kaybettin beni ama bulduğuna sevinmez misin be
kadın! Buldun işte, daha ne istersin! Ağlama! Bilirsin sen üzüldükçe
ben de üzülürüm. Üzülme düşmesin gözlerinden o boncuklar.Yine geldi.
Geldi, o gün bugün. Mutluyum, bugün gelecek biliyorum, gelmezse olmaz
biliyorum.
Kilo mu almış ne biraz ya da aklıma gelen
şey mi? Hamile mi yoksa? Sorulmaz ki öyle de hamile misin diye. Neyse
ne canım. Zamanı gelince öğreniriz, karnı burnuna gelince de saklayacak
değil ya... "Hayırlı olsun, doğurmuşsun. Hiç de söylemedin. Keşke
çocuğu buralara kadar perişan etmeseydin. Yo, yo... Kızgın değilim.
Neden kızgın olayım? Tabi en doğal hakkın ama söylemedin ya, kırılmadım
da değil. Desemiydim acaba? Neyse yine geldi ya, yine unutmadı ya beni
bu mutluluk kaç kırgınlık kaldırmaz ki benden.
Bu
bayramlar, ahh bu bayramlar... Bunlarda olmasa senede bir iki gün anca
göreceğim seni. Yoksa ne geleceğin var ne soracağın... Hani hasretlik
zor da, bu kadar da zor olmasaydı. Sana, en azından sesine... O çocuk
büyüdü gitti ama sen yaşlanmadın. Bu kadar yıl geçti, ne unuttun beni,
ne de yaşlandın. Belki o hep söylediğin bir iki kırışıklık ama onlar da
düşsün artık.Ağlama artık, dur yeter! Bari bu sefer ağlama, yeter!
Bugün doğum günüm. Yıllardır ağladın, bu günde bari bu sefer ağlama
yeter.
Gelirdi, iki eli kanda olsa gelirdi bugün ama
gelmedi. Neden gelmedi bugün? Çok önemli işi vardı herhalde ya da hasta
mıydı acaba? Beklerim, yine beklerim geleceği günü. Elbet gelecek ya
bir gün, yine beklerim ben onu...
Tutsaydım eğer ellerini bırakır mıydın acaba yine beni?
İlk yazım tarihi: 20 Ocak 2012 Cuma, 00:04
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder