23 Ağustos 2012 Perşembe

Bir Ocak Son Buluşluğu

İnsanoğlu topraktan geldi, toprağa gider. Derler ki, gerçekten de öyledir. Her bedenin kaçamayacağı kaderidir toprak olmak. İnsanın toprak olması için ölmesi gerekir; ya insan ölmezse?

       Uzun süredir bekliyorum onu. Bilmiyorum gelecek mi, bilmiyorum hatırlıyor mu beni? Kaç zaman oldu unutmuş mudur beni? Yıllar önce bir gün geleceği için şans dilediğimde "nasıl söz o?" demişti. Sanki geleceğimde yer almayacak gibi konuşuyorsun." demişti ve " ben senin geleceğimde yer almanı istiyorum, yok bundan sonra böyle konuşmalar." diyecek kadar cesurdu. Gelecek geldi ben gelecekteydim ya, o gelecek miydi? Çok beklemiştim ve her bekleyişim meyve vermeye duran bir ağaç ağırlığında son bulmuştu ama ne beklemekten ne de, her bekleyiş sonunda mutlulukla karşılamaktan bıkmamıştım. Ama bugün gelmedi. Dün, önceki gün... Bilmem ne zamandır gelmezdi. Gelecek miydi bilmezdim ama beklerdim. Ve geldi... Bu gözleri her görüşümde nedendir bilmem hala kaplar içimi bir heyecan.

     O gözleri... Bir zamanlar kısacık olan uzamış saçları... Aradan zaman geçti geçmesine ama onun yüzü hala aynı, yaşlanmamış hala o günkü gibi. Ama neden, neden ağlıyor her gelişinde? Anladım kaybettin beni ama bulduğuna sevinmez misin be kadın! Buldun işte, daha ne istersin! Ağlama! Bilirsin sen üzüldükçe ben de üzülürüm. Üzülme düşmesin gözlerinden o boncuklar.Yine geldi. Geldi, o gün bugün. Mutluyum, bugün gelecek biliyorum, gelmezse olmaz biliyorum.

    Kilo mu almış ne biraz ya da aklıma gelen şey mi? Hamile mi yoksa? Sorulmaz ki öyle de hamile misin diye. Neyse ne canım. Zamanı gelince öğreniriz, karnı burnuna gelince de saklayacak değil ya... "Hayırlı olsun, doğurmuşsun. Hiç de söylemedin. Keşke çocuğu buralara kadar perişan etmeseydin. Yo, yo... Kızgın değilim. Neden kızgın olayım? Tabi en doğal hakkın ama söylemedin ya, kırılmadım da değil. Desemiydim acaba? Neyse yine geldi ya, yine unutmadı ya beni bu mutluluk kaç kırgınlık kaldırmaz ki benden.

    Bu bayramlar, ahh bu bayramlar... Bunlarda olmasa senede bir iki gün anca göreceğim seni. Yoksa ne geleceğin var ne soracağın... Hani hasretlik zor da, bu kadar da zor olmasaydı. Sana, en azından sesine... O çocuk büyüdü gitti ama sen yaşlanmadın. Bu kadar yıl geçti, ne unuttun beni, ne de yaşlandın. Belki o hep söylediğin bir iki kırışıklık ama onlar da düşsün artık.Ağlama artık, dur yeter! Bari bu sefer ağlama, yeter! Bugün doğum günüm. Yıllardır ağladın, bu günde bari bu sefer ağlama yeter.

     Gelirdi, iki eli kanda olsa gelirdi bugün ama gelmedi. Neden gelmedi bugün? Çok önemli işi vardı herhalde ya da hasta mıydı acaba? Beklerim, yine beklerim geleceği günü. Elbet gelecek ya bir gün, yine beklerim ben onu...

       Tutsaydım eğer ellerini bırakır mıydın acaba yine beni?
İlk yazım tarihi: 20 Ocak 2012 Cuma, 00:04

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder